Click for Serenity Fountain and My Religion Islam in English

 

kelamullah@gmail.com

Son Güncelleme: 20 Şubat 2012

Kuruluş Tarihimiz: 27 Eylül 1997


 

 baslik

 

Huzura Doğru TV

 

İnternet Radyosu


Silsile-i Aliyye (Altın Halka) Büyükleri

 

Esselâmu aleyküm ve Rahmetullâhi ve berekâtühû ...

Fıkhî Konularda Günlük Bilgiler Almak için mail postamıza üye olabilirsiniz; bunun için Dinimiz İslâm gmail grubunu ziyaret edip abone olabilirsiniz.


Her türlü dini sualleriniz için M. Ali Demirbaş Hocamıza mail atabilirsiniz

veya

adresinden aratabilirsiniz. .

 

 

Hayatınızı değiştirecek kitaplar için tıklayınız

Online Elifba, Tecvid ve Kur'ân-ı Kerîm Hakkında tüm bilgiler için lütfen tıklayınız

 


 

* Evliyaullahtan bir zata, vefatından sonra rüyada görülünce (Geri dönmek ister misin?) diye soruluyor. Diyor ki:
(Dünyanın tamamını hesap sorulmamak şartıyla verseler istemem. Tek şey için isterim, kapı kapı dolaşıp ölüm ve kabir hallerini anlatmak için.)

* Aklınıza, kabiliyetinize, enerjinize güvenmeyin. Yoksa bunlarla baş başa kalırsınız. Gün gelir aklınız yetmez, yakıtınız biter, yanarsınız. İmam-ı Rabbani hazretleri gibi ehl-i sünnet âlimleri çok kuvvetli enerji kaynaklarıdır. Akıllı davranıp, fişi doğru kaynağa takanın, doğru kaynağa bağlananın, ne enerjisi biter, ne de ışık saçması.

* Hak ile bâtılı ayırana âlim denir. Çok kitap okuyana, çok ilmi olana âlim denilmez.

* Çok kitap okumakla doğruyu bulmak mümkün değil. Doğru kitabı çok okumakla ancak doğruyu bulmak mümkün.

* İbadetler insanın vazifesidir. Güzel ahlak ise meziyetidir.

* Yaptığımızı Allah rızası için yapalım. Ahmet'e çalışıp Mehmet'ten para beklenmez. Kim gösteriş için aferin desinler diye yapmışsa, Cenab-ı Allah, "Sana aferin dediler; benden ne istiyorsun?" diyecektir.

Abdülkadir Geylani hazretlerine, (Siz ne mübarek bir zatsınız) demişler. (Nereden biliyorsunuz?) diye sormuş. (Herkes sizi methediyor, sizden söz ediyor) demişler. Buyurmuş ki: (Bu insanlar böyledir bugün severler yarın söverler. En iyisi bırak da biz insanlar için değil, Allah için Müslüman olalım.)

* Allahü teâlâya tevekkül edelim. Tevekkülü azalanın imanı zayıflamış demektir. Tevekkül kalmayınca iman da kalmaz. Tevekkül, her türlü sebebe yapışarak gayret göstermek, sonucu Allahü teâlâdan beklemek ve sonucun mutlaka hayırlı olacağına inanmaktır. Allahü teâlâ, kendisine güvenene kesinlikle ama kesinlikle sahip çıkar onu korur. İnsanlara güveneni ise insanların eline bırakır.

* Kim olursa olsun gıybetini yapmayın! Kadınlarınız da evlerde gıybet yapmasınlar. Gıybet; içki içmekten, kumardan daha büyük günahtır. Gıybet kanser gibidir, girdiği yer iflah olmaz. Gıybet edene sus diyene 100 şehid sevabı verilecek. Gıybet edenleri susturun.

* İnsanda nasıl bir kalb gözü var ise, aynı o şekilde kalb burnu da vardır. Her günahın kendine has bir pis kokusu mevcuttur. Kalb burnu açık olan insanlar bu kokuları alır ve onun habis kaynağından uzaklaşırlar. Evliya olma yolunda, kalb gözü açılan insana verilen ilk nimetler: Kalb burnunun açılması ve kabir ehli ile konuşabilme nimetleridir. Mürşid-i kâmil olan kişi, bir işkembe temizleyicisi gibidir. Yanına gelen kişileri, günahlarından husule gelen kötü kokularından, pisliklerinden arındırır.

* Din, edep ve tevazu demektir. Edep, giriş kapısıdır. Sonra tevazu gelir.

* Üç çeşit edep vardır:
1- Allaha edep,
2- Anne babaya edep,
3- Cemiyete, topluma edep.

Vazife de üç çeşittir:
1- Allaha karşı,
2- Aileye karşı,
3- Topluma karşı.

* İnsan bilmediğinin düşmanıdır.

* Bir kimsenin cebinde parası varsa, istediğini alır mı? Alır; ev alır, araba alır, her şeyi alır. İhlas da para gibidir. Bir kimsede ihlas varsa onun her şeyi var demektir; onunla her şeye kavuşur.

* Başarı nedir? Ve bunun engeli nedir? Ahirette faydası olan şeyler başarıdır. Ve bu başarının engeli insanın kendisidir, yani nefsidir.

Altı  cilt  Mektûbâtın  yâni Mektûbât-ı Rabbâni ve Mektubât-ı Mâsumiyyenin özeti bir cümledir: "Bu yolun büyüklerini tanımak ve sevmek, dünya  ve âhiret  seâdetinin anahtarıdır."

Bir büyük  zât bir talebesine  vazife  verirken; ”Beynime mi girmek istersin, kalbime mi girmek istersin?” diye sormuş. Efendim, farkı  ne  diye sorunca; kalbime girersen âhirete kadar benimlesin. Beynime  girersen, yarın unutabilirim  buyurmuş.

Talebe  bu  sefer;  "Efendim, kalbe girmenin şartı nedir?" diye sormuş.

Şartı  ikidir: Kimseyi bana şikâyet  etmeyeceksin  ve  kimse de  seni bana şikâyet etmeyecek; çünkü orada sen beni temsil ediyorsun.

Yolumuz almak değil; vermek  yoludur, yük olmak değil;  yük almak yoludur, sıkıntı  vermek  değil;  sıkıntı çekmek yoludur. Hep  sen  sîneye  çek, kimseyi  şikâyet etme! Öyle yaşa, öyle hareket et ki, kimse de seni şikâyet etmesin.
İnsanlar zor zamanlarda, zor ile karşılaştıklarında müdârâ yapamazlar, insanları idâre  edemezler. Böyle zamanlarda herkes içindekini  ve  gerçek yüzünü dışa vurur. Yâni, bencil bencilliğini, fedakâr fedakârlığını, hâin hâinliğini gösterir. Bu problemli zamanlar bir imtihandır. Ve  dünyada hiç bir  imtihanda,  girenlerin hepsi kazanmamıştır. Bazıları imtihandan  başarılı çıkar, bazıları  ise kalır.