Bir hadîs-i şerîfde; "İnsan,dünyâda kimi seviyorsa,âhıretde onun yanında olacakdır" buyuruldu. Onun yolunda bulunmazsa, sevgisi sahîh olmaz. İnsan, dînine ve emânetine güvendiği sâlih kimselerle arkadaşlık etmelidir. Yehûdîler ve nasrânîler, Peygamberlerini “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” sevdiklerini söyliyorlar. Fekat, onların yolunda olmadıkları için, hahamların, papasların uydurdukları yanlış yolda oldukları için, âhıretde Peygamberlerinin yanında olmıyacaklardır. Hattâ, Cehenneme gideceklerdir.
Yüksek rûhlar, sevdikleri rûhları yukarı çekerler. Alçak rûhlar da, aşağı çeker. İnsan, öldükden sonra, rûhunun nereye gideceğini, dünyâda sevdiklerinin hâlinden anlamalıdır. İnsan, başkasını tabî’at îcâbı veyâ akl îcâbı veyâ kendisine yapdığı iyilikler îcâbı veyâ Allahü teâlânın rızâsı için sever. Dünyâda sevişen kimselerin rûhları birbirlerini cezb etdiği gibi, kıyâmetde de birbirlerini cezb ederler. Enes bin Mâlik “radıyallahü anh” diyor ki; "Müslimânları yukardaki hadîs-i şerîfin sevindirdiği kadar, hiçbir şey sevindirmemişdir."
Kâfirleri seven onlarla birlikde Cehenneme gidecekdir. Sevgilisine tâbi’ olmamak, insanın elinde değildir. Sevmenin en kuvvetli alâmeti, sevgilinin sevdiklerini sevmek, sevmediklerini sevmemekdir.
- - - - -
İbni Âbidîn, birinci cild, altıncı sahîfede buyuruyor ki; Harâm işlemeğe başlarken besmele çekmek, harâmdır. Hattâ, kat’î harâm olan şeye, bile bile, Besmele çeken kâfir olur dediler. Kur’ân-ı kerîm niyyeti ile, cünübün Kur’ân-ı kerîm okuması harâmdır.